Gıdalarla Aramızdaki Köprü: Etiket

Bir gıdanın ambalajı veya kabı üzerindeki ürünü tanımlayıcı bilgi ve semboller bütününe “etiket” diyoruz. Şunu özellikle ifade edelim ki gıda etiketleri tüketici açısından hayati önem taşır. Çünkü tüketicinin bilgilenme hakkı etiketler aracılığıyla sağlanmaktadır. Tüketici, gıda maddesi üzerindeki etiketi okuduğu andan itibaren ürün ile arasında adeta bir iletişim ağı kurulur. Böylelikle ürünün içeriği, fiyatı, menşei, besin değerleri, üretim ve son kullanma tarihi gibi gıdanın kimlik bilgilerini edinen tüketici, kendisi için doğru ve güvenilir olan besin seçimini kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebilir.

semerkand-aile-dergisi Gıdanın güvenilirliğini sorgulamak, yeterli ve dengeli beslenmek, herhangi bir sağlık sorununun gerektirdiği özel bir diyeti uygulamak, etiket okuma alışkanlığını edinmeyi gerektirir. Unutmamak gerekir ki bu alışkanlığa sahip olmak, bilinçli tüketici olmanın ilk şartıdır. Gıda ve İlaç Dairesi’nin de (FDA) belirttiği gibi, etiketlerde yer alan bilgiler ve sağlık beyanları sayesinde gıda alerji ve hassasiyetlerinin yanı sıra kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon, obezite, kanser gibi pek çok hastalığın önüne geçmek mümkündür. Etiketlerin, ürünün saklama koşulları ve son tüketim tarihi hususlarında da bilgi içermesi itibarı ile etiket okuma alışkanlığının gıda zehirlenmesi vakalarında da düşüş sağlayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

ÜLKEMİZ TÜKETİCİSİ GIDA ETİKETLERİNE ÖNEM VERİYOR

Gelişmiş ülkelerin tüketici davranışlarını incelediğimizde, buradaki tüketicilerin gıda güvenliği konusunda oldukça bilinçli ve duyarlı olduğunu görüyoruz. Örneğin, Avrupa’da gıda etiketlerinin okunma oranı oldukça yüksek. Peki, ülkemizde durum nedir? Türkiye’deki tüketicilerin de özellikle son yıllarda gıda güvenliği hususunda hassasiyetlerinin arttığını söyleyebiliriz. Buna paralel olarak etiket bilgilerine verilen önemin de gün geçtikçe arttığı gözlenmektedir.

ETİKETİN ALIŞVERİŞE ETKİSİ

Gıda etiketlerini önemseme düzeyimizdeki bu artışın satın alma kararlarımıza olan etkisine baktığımızda acaba benzer bir tablo ile karşılaşabiliyor muyuz? Diğer bir ifade ile bu önemseyişimiz alışverişlerimize ne kadar yansıyor?

Bu soruyu cevaplamadan önce etiket okumanın, gıdaların son kullanma tarihlerini kontrol etmekten ibaret olmadığının altını çizelim. Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra diyebiliriz ki, ülkemiz tüketicisinin alışveriş esnasında etiket kullanım seviyesi araştırıldığında geçmiş yıllara kıyasla gelişme gözlenmekle birlikte bunun henüz yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Öyle ki bugün GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) içerikli herhangi bir ürün, etiketinde bildirilerek pazara sunulsa GDO’lu ürünlere olan tüketici düşmanlığının ürünlerin satışına %100 yansımadığı görülecektir. Zira geçmiş yıllarda gelişmiş ülkelerde dahi yapılan benzer araştırmalar bu tezimizi doğrular niteliktedir. Bu bize tüketicilerin kendilerini bilinçli olarak tanımlamalarına rağmen etiket okumayı ve içeriği önemsemeyi hala alışkanlık haline getirmediklerini gösterir.

“GÜVEN” SORUNU ETİKET OKUMAYA ENGEL!

Etiket duyarlılığındaki bu eksikliğin sebepleri üzerine düşünecek olursak, tüketicinin yaşadığı güvensizlik, günümüzde etiket kullanımını/okumayı sınırlayan belki de en önemli faktör olarak karşımıza çıkar. Nitekim Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, tüketicilerin %22,3’ünün ambalajların üzerinde yer alan bilgilere güvenmediği görülmüştür. Ayrıca %28,2’lik bir dilimin de ambalaj üzerinde yer alan bilgileri yeterli bulmadığı gözlenmiştir. Yine aynı araştırmada, etiket bilgilerine güvenmeyen neredeyse her iki tüketiciden birisinin firmaların kendi çıkarları doğrultusunda

bilgi verdiğine inandığı görülüyor. Çalışmada dikkat çeken bir nokta da şudur; tüketicilerin %76,5’i satın alacağı ürünün etiket bilgilerine dikkat ederken tanınan markaların ürünlerinde bu dikkat %70’e düşmektedir. Bu da marka ve üretici firmanın, etiket bilgilerine olan güvenilirliği etkileyen bir unsur olarak karşımıza çıktığını gösteriyor. Ancak şu bir gerçektir ki marka, ürüne karşı bir güven vesilesi ise de etiket okumaya engel bir faktör olamaz, olmamalıdır.

ETİKET YÖNETMELİĞİNDE NELER VAR?

Etiketlerin tüketici-gıda iletişimini sağladığından bahsettik ancak bundan daha önemli bir husus var ki o da, kurulan bu iletişimin sağlıklı işleyebilmesi. Bu husus kuşkusuz öncelikle etiketlerin doğru düzenlenmesine daha sonra da tüketici tarafından bilinçli bir şekilde okunabilmesine bağlıdır. Etiketleri düzenlemede ihtiyacı karşılayan bir yönetmelik oluşturulması ise tüketicinin bilinçli, kararlı ve talepkar olduğu ölçüde mümkündür. Talepkar olabilmek için de halihazırdaki durumdan ve son gelişmeleriyle birlikte yönetmelikten haberdar olunması şart!

TÜKETİCİNİN BEKLENTİ VE TALEPLERİ

Yukarıda sıralamış olduğumuz zorunlu etiket bilgileri acaba tüketicilerin beklentilerinin ne kadarını karşılayabiliyor? Etiket okumada yaşanılan sıkıntılar ve bu konudaki tüketici talepleri nelerdir, bir bakalım.

Yine Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde yapılan araştırmada etiket bilgilerinin tüketici cephesinden öneminin yanı sıra yeterliliği de sorgulanmış ve bu konuda tüketicilerin beklentileri araştırılmıştır. Yapılan beklenti-performans analizleri sonucunda tüketici beklentisini en az karşılayan ve bu sebeple iyileştirme yapılması gerekli görülen öncelikli özellikler tespit edilmiştir. Buna göre tüketici,

• Ambalaj üzerinde yer alan yabancı kelimelerin açıklanmasını,

• İçindekiler kısmının okunur büyüklükte yazılmasını,

• Etiketlerde yer alan işaretlerin anlaşılır biçimde olmasını,

• Basit ve anlaşılır sağlık ve beslenme bilgilerinin yer almasını,

• İçerikteki katkı maddelerinin detaylı dökümünün olmasını ve

• Gıdanın besin değerinin günlük ortalama tavsiye edilen miktarı karşılama oranlarının verilmesini istemektedir.

YÖNETMELİKTE NELER DEĞİŞİYOR?

Bu talepler doğrultusunda etiket yönetmeliğindeki yeni düzenlemelere baktığımızda, bazı sevindirici gelişmelerin yüreğimize az da olsa su serptiğini görüyoruz.

Artan tüketici bilinciyle beraber nihayet ülkemizde de gıda güvenliği hususunda önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Gıda cephesinde gözlenen bu hareketlilik son zamanlarda etiketlere de yansımış durumdadır. İşte göze çarpan yeni uygulamalar:

• Etiketlerdeki yazılar artık büyüyor; bilgiler en az 12 punto büyüklüğünde verilecek.

• Türk Malı sembolü tarih oluyor; ürünün menşe ülkesi kısaltma yapılmadan “Menşei: Türkiye” şeklinde açıkça yazılacak, ana bileşenin menşei farklı ise bu da belirtilecek. “İthal kahve çekirdeklerinden Türkiye’de üretilmiştir” gibi.

• Gıda etiketlerindeki ürün satışını önemli düzeyde artıran  “Kalp ve damar sağlığının korunmasında yardımcı olur” şeklindeki sağlık beyanlarının yazılabilme şartları değişecek, kriterler artırılacak.

• “Koruyucu atmosferde ambalajlanmıştır”, “Tatlandırıcı içerir”, “Şeker ve tatlandırıcı içerir”, “Meyankökü içerir”, “Kafein içerir. Çocuklar veya hamile kadınlar için tavsiye edilmez” şeklindeki uyarı bildirimleri bu özelliği taşıyan gıdaların etiketlerinde zorunlu olarak bulunacak.

• Tüketicinin günlük ihtiyacı olan enerji, yağ, doymuş yağ, tuz ve şeker miktarının yüzde kaçını, tükettiği gıdadan karşılayabileceği -zorunlu değil ama gönüllü bir uygulama olarak- ürünlerin etiketinde aşağıdaki şekilde yer alabilecek.

YÖNETMELİĞİN EKSİKLİKLERİ

Tüketiciye umut olan bu gelişmelerin yanında yönetmelikte hala süregelen sorun ve boşluklar bulunduğu yadsınamaz bir gerçek. En başta şunu söylemek gerekir ki yönetmeliğin içeriği ve dili anlaşılır olmaktan epey uzak, oysaki hedef tüketiciyi korumaksa onun anlayabileceği bir taslak oluşturulması gerekmez mi?

Bundan başka; çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz ancak tüketeceğimiz gıdanın her yönüyle helal olduğuna dair bir teminat alamıyoruz. Ülkemizde gıdalar “helal” damgası olmadan rahatlıkla satılabiliyor. Zira etiket yönetmeliğinde bu mevzuya değinen herhangi bir madde yok. Tam bu noktada gıda maddelerinin üzerindeki “domuz ürünü ihtiva etmez” ve “alkolsüzdür” ibareleri gösterilerek bu hassasiyetin yerine getirildiği iddia edilebilir. Oysa Müslüman için bir gıdanın helallik kriterleri bu kadarla sınırlı değildir. Mesela İslami usüllere göre kesilmemiş hayvanlar da eti yenemeyen ürünler arasındadır. Ne var ki günümüzde etlerinden faydalandığımız küçükbaş ve büyükbaş hayvanların nasıl bir İslami duyarlılıkla kesildikleri meçhul!

Alkol mevzusuna gelirsek, %1,2’nin altında alkol içeren içecekler -bira dahi olsa- ne yazık ki alkolsüz olarak etiketleniyor! Bu durum, tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal etmenin yanı sıra İslami duyarlılığa sahip kimselerin de hassasiyetini baltalıyor.

Gelelim gıda katkı maddelerine. Yönetmeliğe göre kullanılan katkıların adı veriliyorsa *E kodunun, E kodu veriliyorsa adının verilmesi zorunlu değil. Halbuki ikisinin de açıkça belirtilmesi anlaşılırlık için gerekli ve de tüketicinin en doğal hakkı. Etiketlerde üretim tarihinin belirtilmesi de zorunlu değil. Oysa tüketici alacağı ürünün tazeliğini ancak üretim tarihine bakarak anlayabilir.

Bir de GDO mevzusu var. Tüketici haliyle tükettiği ürünün GDO içerip içermediğini bilmek istiyor. GDO’lu yem ile beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerde herhangi bir etiket zorunluluğu henüz yok. Ancak Gıda, Tarım Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in GDO’lu yem ile beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin vatandaş tarafından tanınabilmesi için, etiket sisteminin başlatılacağına dair açıklamasına güveniyor ve bilinçli tüketiciler olarak gelişmeleri sabırsızlıkla bekliyoruz.

(*E kodu: Her bir gıda katkı maddesi için Avrupa Birliği tarafından onaylanarak belirlenen kod numarasını ifade eder.)

TÜRK GIDA KODEKSİ ETİKETLEME YÖNETMELİĞİNCE GIDA ETİKETLERİNDE BULUNMASI ZORUNLU KILINAN BİLGİLER:

• Gıdanın adı

• Bileşenler/İçindekiler listesi

• Gıdanın net miktarı

• Mikrobiyolojik açıdan kolay bozulabilen ve bu yüzden kısa bir süre sonra insan sağlığı açısından tehlike arz edebilecek gıdalar için “son tüketim tarihi” diğer gıdalar için ise uygun şekilde muhafaza edildiğinde gıdanın kendine has özelliklerini koruduğu süreyi gösteren “tavsiye edilen tüketim tarihi”

• Özel muhafaza koşulları ve/veya kullanım koşulları (gerekliyse)

• Üretici/ithalatçı/dağıtıcı/ambalaj firmasının adı veya ticari unvanıyla birlikte adresi

• İşletmenin kayıt numarası veya tanımlama işareti

• Menşe ülke

• Kullanım talimatı (gerekliyse)

• Hacim itibariyle %1,2’den fazla alkol içeren içeceklerde alkol miktarı

• Gıdanın parti işareti veya numarası

 

Kübra Vildan YAMAN – Semerkand Aile Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir